Pazar, Aralık 25
Merak edi-yorum!
Bu bir deneme. Neyi denediğimi de ben biliyorum sadece. Kafama aylardır takılan çok önemli bir soru var. Onun cevabını arıyorum.
İnsan denen varlığın iki parça olduğunu kabul ediyor herkes. Beden ve ruh. O yüzden Fiziksel hastalıklarımız ile ilgilenen doktorlar varken bunun yanında yıllarca okuyup ruh hastalıkları uzmanı olan abiler ablalar da var.
Buna biraz daha doğru açıdan bakacak olursak, aslında sadece fiziksel bir bedenden ibaretiz. Bu bedenin en önemli parçası da beyin dediğimiz yumak. Tüm vücut fonksiyonlarımızın neredeyse tamamını bu arkadaş kontrol ediyor. Farklı fazları olsa da, hayat boyunca kendini kapatmadan çalışan tek arkadaş. Tüm organlar bir şekilde ara ara dinlenirken bu genco yaldır yaldır çalışmaya devam ediyor. Üstüne üstlük kendini yenileme imkanı olmayan tek arkadaş da bu. Öncelikle belirtmek isterim ki, böyle dizaynın amk ben. Hayır en önemli organ neden en hassas ve en tamir edilemez olan oluyor bir anlasam amk?
Neyse. Bu beyin denen zamazingo, aslında bana soracak olursanız ruh denen şeyin de ev sahibi. Öyle kalbimizde falan filan bulunmuyor. Veya bedenimizden ayrı bir mahlukat değil bu. Öteki dünyaya inanmıyorum onu merak ediyorsanız. Öldükten sonra götümüzü böcekler yiyor hepimizin. Beynin fiziksel kısmından ayrılan bu noktaya da zihin diyoruz. işte hayatta ne varsa bu zihin içinde oluşuyor. Abuk subuk elektrik akımlarının bizi geceler boyu kara kara düşüncelere gark eden hayali şeyler oluşturabilmesi de bu dizaynın bambaşka bir bug'ı. Programlama konusunda ciddi problemler var. Neyse. Geçiyorum bu kısmı. Darwin tartışamayacağım sizinle.
Gelelim esas meselemize. Hergün binlerce ve hatta milyonlarca insan ölüyor bu dünyada. Bunların eminim azımsanmayacak bir kısmı, hastanelerde doktor kontrolünde ölüyor. Öldükten sonra söylenen şey ise genelde aynı. Yapacak bir şeyimiz kalmadı. Daha fazla dayanamadı. Bu cümleler neyi anlatıyor? Artık iflas eden sistem veya sistemler neyse, yaşamsal fonksiyonların devamının sağlanamadığını gösteriyor. Beden üzerine binmiş bir sürü düşman ile mücadele ediyor ve sonunda zayıflıyor, mücadele edecek gücü kalmıyor ve skerim deyip kapatıyor şalteri. Çünkü insandan insana değişiklik gösterse de, herkesin verebileceği fiziksel mücadelenin de bir sınırı var. Kimse sonsuz güce sahip değil. Bazısı sadece basit bir gripten ölür bazısı Kağan gibi yıllarca en berbat kanserlerle mücadele eder, ama sonuçta bir bedene yeteri kadar yük bindirirsen sonuç aynı. Pert!
Peki, bu ölüm her ne kadar üzücü olsa da tamamen normal karşılanıyor. Aynı şeyi zihin için de söyleyemez miyiz amk? neden bir insanın kendini öldürmesi bu kadar tabu ve bu kadar hayret edilecek bir şey olarak karşılanıyor? Neden bedenlerin bir noktada iflas ettiği artık dayanamadığı kabullenilirken, zihnin ve dolayısı ile ruhun sonsuz mücadele gücüne sahip olması gerektiği düşünülüyor? neden fiziksel olarak bir insanın çok zayıf olabileceği, basit bir gripten ölebileceği kabullenilirken neden zihnin bu kadar zayıf olabileceği de kabullenilmiyor? Bunun yanında, insan herhangi bir fiziksel sorun yaşadığı zaman bununla ilgilenilmesi, gerekiyor ise tedavi görmesi falan gerekiyor. Penisilin denen mucize keşfedilmeseydi, insanlar hala ellerine batan basit bir kıymıktan ölüyor olacaklardı. Çok basit bir çıban enfekte olduğunda zart diye öldürebiliyor adamı. Tedavi, bakım, ilgi.
NOT: Bu arada gerçekten öbür dünya var ise, penisilini icat eden muazzam abiyi ben orada en üst kademede görmek isterim. Peygamber falan hikaye. Çünkü bugüne kadar dünya üzerinde tanrının bile kurtarmadığı kadar fazla insanın hayatını kurtaran bir adam kendisi. Tanrını kendi yarattığı varlıklara yaptığından daha büyük iyilik yapan bir adam. Neyse.. Kapat parantez..
Ne diyorduk? Hah.. Neden bir insanın zihninin de zayıf olabileceği, veya zayıf düşebileceği kabullenilmiyor? Adamın karaciğeri iflas ediyor. Vah vah! Yeni karaciğer bulunamıyor. Vah vah! 3 gün sonra limon gibi sararıp zokayı çekiyor vah vah! Peki yıllarca, hiç bir destek, tedavi, ilgi görmeden zihnine sarılmış düşmanlarla mücadele eden adama niye vah vah yok? Neden çıkıp da, üzgünüz, çok mücadele etti, ama artık gücü kalmadı. Yapabileceğimiz hiç bir şey yok. denemiyor bunun için? Olay tamamen zihnin zayıflığının ölümünün bedenin kendi elinden olmasında mı? Bu kadar mı anlayışsız bu kadar mı iki yüzlüyüz?
Daha açık anlatmaya çalışayım, insan beden ve zihin olarak iki parça ise, ve yaşayabilmek için bu iki parçanın da sağlıklı ve bir bütün olmasına ihtiyacı var ise, neden birinin artık mücadele edemeyişi ve bunun sonucu olarak yaşamın son buluşu üzücü olsa da kabulleniliyor da ötekinin ki amaann! suuss! konuşmaa! olmaz öyle şey! oluyor?
Bugüne kadar kanser hastası olmuş ölümü bekleyen birine çıkıp da, "Hadi kalk oradan bakayım! Sen güçlüsün, bu ne böyle yaşayamıyorum falan!" diyen gördünüz mü? Olsa döveriz değil mi? Peki neden ben artık yaşamak istemiyorum, yaşamak için bir sebep göremiyorum diyen insana söyleniyor bu cümle sıklıka?
Zihinsel tükenmişliğin sonucu fiziksel ölüm olarak dış kaynaklı geliyorsa yine bir sorun yok. Yani adam bunalıma girmiş, kendini acısız rahat bir ölümle tanıştırmak yerine, uyuşturucuya bağlanıp, saçma sapan yerlerde saçma sapan hastalıklar kapıp. bir süre sonra zart diye ölüyor bundan da bir sorun yok! Zaten çok dertliydi, çok batmıştı! E arkadaşım ben intihar etmek için illa saçma sapan uzun vadeli bir yol seçmek zorunda mıyım? neden herşey tamam da, ben bilinçli olarak planlı olarak bu hayatı artık yaşamak istemediğime karar verip buna son verdiğim zaman bu kadar büyük bir problem oluyor bu?
birisi bana bu sorunun cevabını versin lütfen!
Bedenim hasta olup, mücadele edecek gücünün kalmaması, her şeyin denenmesi sonucu tüm seçeneklerin tükenmesi ve sonucunda benim ölmem bu kadar kabullenilebilir bir şey iken, zihnimin hasta olması, yorgun ve güçsüz düşmesi ve üzerindekiler ile mücadele edebilecek şansı ve gücü kalmaması sonucu benim ölmem neden bu kadar kabullenilemez, konuşması bile yapılamaz bir şey oluyor?
Doktor ne diyor? yapabileceğimiz hiç bir şey kalmadı. Üzgünüm!
Nasıl diyor bunu? Benim bedenimi benden iyi biliyor çünkü. Benim bedenimi benden iyi tanıyor, ona nasıl yardımcı olabileceğini, nasıl olamayacağını, ne verebileceğini ne veremeyeceğini çok iyi biliyor. Daha da önemlisi mücadeleyi artık nerede bırakması gerektiğini de biliyor. Peki benim zihnimi benden daha iyi bilebilecek birisi var mı? yok! Olma imkanı da yok. E ben de işte artık bütün o doktorun bedenim hakkında bildiklerini kendi zihnim için biliyorsam, mücadele edecek bir şey kalmadıysa, artık ne alamayacağımı ne veremeyeceğimi biliyorsam bütün bunların sonucu "Artık bir şeylerin iyi gitmesinin imkanı yok" noktasına geliyor ise, o zaman neden ölemiyorum lan ben? neden buna bu kadar karşı oluyor insanlar.
Evet hayatta her an her şey olabilir. E iyi de, arkadaşım anlamadığınız bir nokta var. Adamın böbrekler iflas etmiş, sürekli diyalize bağlı, öbür taraftan kendi kendine nefes alamıyor solunum cihazına bağlı, zaten yürüyemiyor bacaklar kesilmiş, öte taraftan mideyi almışlar kanserden hayat boyu borudan beslenecek, yetmezmiş gibi kolon kanserinden kalın bağırsağının yarısı alınmış, dışarı torbaya sıçıyor düzenli olarak, sen çıkmış bana ne diyorsun? e ama tıp her gün ilerliyor, belki de solunum cihazından kurtulacak uyanacak diyorsun. E böbrek? bacaklar? mide? bağırsaklar? Bitmiş hacı bitmiş. Bugüne gelene kadar belki pek çok şey yapılabilirdi, belki bugüne gelmesi engellenebilirdi. Ama geldi artık onu kabul etmemiz gerekiyor.
Bu kadar mı zor?
Bunu kabullenmek insanlar için bu kadar mı zor?
Bunun cevabını çok merak ediyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder